|
|
| Aids Hastalığı |
AIDS hastalığı, HIV adında bir virusun (mikrop) insandan insana korunmasız (prezervatif) cinsel ilişki, kan yoluyla ya da anneden bebeğe geçmesi ile oluşur. AIDS hastalığının kuluçka dönemi on yıl gibi uzun bir döneme yayılabilir. HIV virusunu alan daha aıds tanısı almamış kişi ya da hastalığı taşıyan kişi yıllarca virusu pek çok insana bulaştırabilir. Bir genel kadının HIV virusunu ortalama 1000 kişiye bulaştırabileceği tahmin edilmektedir. Korunmasız cinsel ilişki, kontrolsüz kan nakilleri nedeniyle hastalık halen dünyada hızla yayılmakta, virüsü taşıyan veya aktif olarak AIDS hastası olanların sayısı milyonlara ulaşmaktadır.
BELİRTİLER:
- Uzun süreli açıklanmayan yorgunluk,
- Lenf nodüllerinin açıklanmayan şişliği,
- On günden daha uzun süren ateş,
- Gece terlemesi,
- Açıklanmayan kilo kaybı,
- Derideki renk bozulumu ve iyileştirilemeyen mukoz membran iltihapları,
- İlerleyen, açıklanamayan öksürük ve boğaz ağrısı,
- Nefes darlığı,
- İlerleyen üşüme,
- Devamlı ishal,
- Ağızda mantar enfeksiyonu,
- Kolay yaralanma ve açıklanamayan kanama,
- Zihinde karışıklık ve sonunda koma.
AIDS, insan vücudunun immün sistemini yok eden ve bir dizi belirtilerle karakterize olan bir immün (bağışıklık) yetersizlik sendromudur. AIDS´li kişilerde HIV-I denilen virüs tipi T Hücrelerine girerek çoğalmaya başlar ve daha sonra bu hücreleri öldürür. Bu imha immun sistemi zayıf bir hale getirir ve bu durumda ayrıca değişik enfeksiyonların ve tümörlerin ortaya çıkışı da kolaylaşır. HIV-I virüsüne aynı zamanda HTLV-III, LAV ve ARV virüsleri de denilir. Virüs; değişik yollarla örneğin, damardan kirli iğnelerle yapılan iğneler, cinsel ilişkiler veya anneden çocuğa olmak üzere girerler. Birkaç ay içinde vücut bu virüse karşı antikor üretir. Kan testleri bu yüzden pozitif bir sonuç verir. Semptomlar 1-2 haftada gelişir. Bunlar virüs vücuda girdikten bir kaç ay sonra başlar. Bu sırada kanda antikor oluştuğu için Eliza ve Western Blot gibi tahlillerle teşhis konulabilir.
AIDS´li hastalar ikiye ayrılır. Homoseksüel ve biseksüel olanlar ve iğne ile uyuşturucu kullananlar. Riskli olan diğerleri ise AIDS´liyle cinsel ilişkide bulunanlar. Prezervatif kullanarak virüs geçişini azaltmak mümkün olabiliyorsa da tam korunma sağlanamaz.
AIDS, yüksek oranda bir bulaşıcı hastalık değildir. Virüs, AIDS´e yakalanmış kişilerin kanında ve menisinde bulunur.
HIV virüsünü öldürmek kolaydır ve bu virüs vücut dışında uzun süre yaşayamaz. Kapı tokmağı tutarak, tuvalet vasıtasıyla veya oturma yerleriyle temas içinde olarak bu virüse yakalanmak imkansızdır. Sivrisinekler bu virüsü yaymazlar.
Teşhis koydurabilecek belirtiler, genellikle hastalığın bulaşmasından 5-10 yıl sonra ortaya çıkar. AIDS´te sık görülen fırsatçı bir enfeksiyon Pneumocystis carinii etkeninin yolaçtığı zatürreedir. Yaşlılarda ve bağışıklık sistemi bozulmuş hastalarda nadir bir habis tümör olan kaposi sarkomu oluşabilir.
En sık kullanılan, kan örneklerinde yapılan ELISA (Enzim-linked immunosorbent assay) testidir. Bu test çok duyarlıdır ve virüsün vucuda girdiği ilk ay dışında hemen hemen herkeste virüsü belirlemektedir. Bununla birlikte, nadir olarak romatoid artrit ya da diğer bazı faktörlerin varlığında yanlış pozitif sonuçlar verebilmektedir. Genel olarak, ELISA testinin pozitif sonucu Western biot testi ile doğrulanmadan AIDS teşhisi konmaz. Pozitif sonuçların Sağlık Bakanlığı´na bildirilmesi zorunludur.
Hastalığın henüz kesin bir tedavisi yoktur. AZT olarak kısaltılan azidotimidinin, hastalığı yavaşlatıcı etki gösterdiği tespit edilmiştir.
Her yıl 1 Aralık günü Dünya AIDS Günü olarak çeşitli etkinliklerle gündeme gelmektedir. |
|
|